AKUPUNKTURUN KISA TARİHİ GELİŞİMİ


AKUPUNKTURUN KISA TARİHİ GELİŞİMİ

AKUPUNKTURUN KISA TARİHİ GELİŞİMİ

Acus (iğne), puncture (batırmak) sözcüklerinin birleşmesinden meydana gelmiş olup, batıda akupunktur olarak kullanılmaktadır. Çin'de ise iğnenin kendisi ve ısı anlamına gelen zhen-jiu kelimeleri ile ifade edilmektedir. 

5300 yıldır uygulana gelen akupunkturun Çin kökenli olduğu söylenmesine rağmen, Çin’in Uygur Özerk Bölgesi'nde yapılan arkeolojik çalışmalarda Uygur Türkçesi ile yazılmış, akupunktur noktalarının tarifinin yapıldığı arkeolojik yazıtlar, yine üzeri Uygur Türkçesi ile yazılmış taş iğneler tespit edilmiştir. Ayrıca M.S. 50. yıla ait olduğu düşünülen 2 bronz heykel de bu konudaki iddiaları desteklemektedir. Bu 2 bronz heykelin, Çin’lilerden daha ziyade Uygur Türklerine benzemesi ve daha da önemlisi o dönemde bronza şekil verilebilen tek medeniyetin, Uygur Türkleri olması, akupunkturun ilk olarak Uygur Türklerince uygulandığını ve eğitiminin verildiğini göstermektedir. Ayrıca bu heykellerle birlikte kemik iğneler de bulunmuştur. Bu 2 bronz heykel, Pekin Geleneksel Çin Tıp Tarihi Müzesi’nde sergilenmektedir.

Böyle olmasına rağmen akupunkturun gelişmesi ve günümüze ulaşması Çinlilerin sayesinde olduğu da inkâr edilemez bir gerçektir.  Akupunkturun uygulanışı hakkındaki en geniş ilk bilgi Çin'de Savaşan Eyaletler Döneminde (M.Ö. 475–221) yazılan Huangdi Nei Jing adlı tıbbi risalede verilmektedir. Eserde hem dönemde uygulanan teknikler hem de kadim dönemden aktarılan bilgiler yer almaktadır. Sung, Kin ve Yuan hanedanlıkları (960–1368) döneminde akupunktur alanına en önemli katkı Wang Wei-yi tarafından yazılan Tong Jen Shu Xue Zhen Jiu Tu Jing adlı kitaptır. Bu kitapta akupunktur noktaları hakkında ayrıntılı açıklamalar yapılmış ve insan bedenindeki tüm 657 nokta gösterilmiştir. Tang Hanedanlığı döneminde kraliyet tıp akademisinde akupunktur öğrencilere öğretilmeye başlanmış ve akupunkturun gelişmesinde önemli rol oynayan doktorlar eğitilmiştir.

Akupunktur ilk olarak Dabry (1853) ve Morant (1927) tarafından Batı'ya tanıtılmış olmakla beraber batıda akupunkturun yaygınlaşması Nixon’un 1972’de Çin’e yaptığı gezi sonrası olmuştur.

Başta ABD olmak üzere, tüm AB ülkelerinde, Rusya’da ve diğer gelişmiş ülkelerin, Tıp Fakültelerinde uzmanlık dalı olarak gelişmekte ve tedavi gideri sigorta kapsamında ödenmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün bünyesinde yer alan ‘ICMART’ adı verilen “Uluslararası Tıbbi Akupunktur Bilim Konseyi” her 2 yılda bir dünyanın çeşitli ülkelerinde akupunktur kongreleri düzenlemekte ve akupunkturla ilgili yapılan her türlü bilimsel çalışmalara destek vermektedir. Ayrıca, 1950’li yıllarda, Prof. Dr. Johannes BİSCHO’nun önderliğinde, Avusturya’da Viyana Tıp Fakültesi’nin bünyesinde, “Ludwig Boltzman Akupunktur Enstitüsü” kurulmuş ve o tarihten bu yana, akupunktur dalında, kanıta dayalı bilimsel, akademik, klinik araştırma ve çalışmalar yapılmaktadır.

1991 yılında Sağlık Bakanlığı, Resmi Gazetede yayınladığı bir yönetmelikle; akupunkturun, tıbbın bilimsel bir dalı olduğunu kabul edip “Akupunktur Bilim Komisyonu” kurduğunu açıklamıştır. 

2003 yılında Ankara Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde, Sağlık Bakanlığı’nın onayları doğrultusunda, Prof.Dr. Cemal ÇEVİK’in koordinatörlüğünde ilk “Akupunktur Eğitimi" başlamıştır. 2007 yılında da, İstanbul Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Temel Tıp Bölümleri bünyesinde yine Sağlık Bakanlığı’nın onayları ile “Akupunktur Uygulama, Araştırma ve Eğitim Birimi” kurulmuş ve akupunktur eğitimine başlanmıştır. Ülkemizde, 4 yıldan beri, her 2 yılda bir “Uluslararası Katılımlı Ulusal Akupunktur Kongreleri” de düzenlenmektedir.

1950’li yıllarda Fransa’da Dr. Paul Nogier de, kulak akupunkturunu geliştirmiştir. Dr. Paul Nogier kulak kepçesinin somatotopisini incelerken vücudun tüm refleks noktalarının kulak kepçesinde bulunduğunu ortaya koymuştur. Ana rahminde baş aşağıya duran embriyonun duruş pozisyonu bugüne kadar hala geçerliliği korumaktadır.

          

  Dr. Nogier’in kulak akupunkturunu geliştirmesi ve hocamız Op.Dr.M.Fuat Abut’un katkıları ile akupunktur günümüz tıbbı ile entegre olmuştur. Artık günümüzde kulak akupunktur noktalarının uyarılması ile neler salgılandığı bilinmektedir. Buna istinaden hocamız Op.Dr. M. Fuat Abut akupunkturun adının Farmakopunktur olması gerektiğini vurgulamaktadır. Çünkü akupunktur aracılığı ile vücudumuzda bulunan ve bizim ilaçlarımız olan hormon, enzim, nöromediatör, nörotransmitter etkili olan maddeleri salgılanmaktadır.

Akupunktur, son 20–30 yılda birçok gelişmiş ülkede popüler olmuştur. Klasik tıbbi tedavilere dirençli birçok hastalıkta iyileşme sağlaması, yan etkilerinin olmaması, kolay uygulanabilir olması ve etkili olması, ekonomik olması nedeniyle günümüz tıbbında önemli bir yer edinmiştir.

Dr. Yusuf Ziya LEVENTOĞLU